26 Eylül 2011 Pazartesi
En Güzel Zırhım
Merhaba yarım dostlarım. Bu gece beni takip etmediğiniz için darılmıyorum, tıpkı diğer gecelerdeki gibi; merak etmeyin.
Bugünlerde nedense içimde bir heves, bir umut var. Bunun iyiye işaret mi yoksa çoğu zamanki yanılsamalarımdan mı olduğunu anlamak güç. Yarın bir iş için görüşmeye gideceğim. Severek yapacağım bir şey olduğu için de biraz heyecanlıyım. Olumsuz olmak istemiyorum ama gerçekçi olmak gerekirse büyük olasılıkla kabul edilmeyeceğim. Kabul edilmemek için çok, edilmek içinse az ve öz ama şu ana dek yalnızca kendime ispatlayabildiğim sebeplerim var. Bugün zaten bu sebepler sayesinde hala kendimi seviyorum. Bu yüzden okuduğum hikayelerde hep onur ve yalnızlık temsili karakterleri yakın bulup onlarla bütünleştim. Pişman mıyım? Asla.
Gurur, şerefin bir getirisidir bana göre. Çoğu kişi gurur duyuyor rolünde oysa ki. Etrafını her durumda küçümseyen, maddi-manevi zarar göreceklerini bile bile alicengiz oyunlarına başvuran, onların en ufak hatalarından rant çıkaran, kendisine ucu dokunan en ufak olayda kendisini bir başkasına siper etmekten çeken ve bunun gibi davranışları hoşlanarak yapan insanların gurur duyması nasıl mümkün olabilir ki? Ama ne yazık ki örnek alıp kendimize yamamaya çalıştığımız, duvarlarımıza posterlerini, defterlerimize yılanca sözlerini karaladığımız ve bir "duruş"a sahip insanlar olarak kabul ettiğimiz kişiler genellikle böyleler.
Egoist olmaktan nefret ettiğimi bana yakın olanlar bilir. Bunun hakkında defalarca sohbet ettim onlarla. Fakat şu bir gerçek ki egosuz insan yok. Hemen hemen her insani histe olduğu gibi bunu da kontrol edip etmemek bizlere bırakılmış bir seçim. Ben etmeyi seçtim, tabi edebildiğim kadar. Lafı uzatmadan şunu demek istiyorum, bu yazacağımın ego ile bir alakası yok. Bunu kendisini derinden ve çevresindeki insanları temel olarak tanımış birisinin değerlendirmesi olarak görün.
Elbette bu konuda tökezlediğim anlar oldu lakin çoğunlukla yukarıda bahsettiğim "duruş"un hasına sahip olduğumu düşünüyorum. Hatta düşünüyorum diye egoist olduğumu sanmamanız için yazdım. Oysa biraz önce tam da bunun için bir şeyler yazmıştım, o yüzden gerçeği yazıyorum. Bunu BİLİYORUM. Bundan EMİNİM.
O "duruş"a sahip oldum da ne oldu? Açıkçası bir bok olmadı. Daha doğrusu çoğunuzun değersiz göreceği şeyler dışında bir şey olmadı. Ne para kazandım, ne de beni benim gibi karşılayan bir dostum oldu. Belki bunların aksine hepinizden çok zarar gördüm çevremden. Fakat bu hissettiğim gurur; yolumu sağlam temeller üzerine atmış olduğumu ve bunu uzun süre önce yapmış olduğumu bana haber eden bu gurur; hepsine değdi. Bunu ne bir arkadaşa, ne bir sevgiliye, ne bir aile ferdine değişmem. BU, BENİM TANRI'YA KARŞI EN BÜYÜK KOZUM.
Gözünü bir eliyle kapatıp gerçekleri görmemeyi seçen, her şeyin istediği gibi olduğunu hayal edip duran ve her şeyin istediği gibi olması için BENLİĞİNİ kaybeden, birer oyuncağa dönüşen herkes! Bu hazineden sadece bir kere tatmanızı isterdim. Böylece bu rol salonunda gerçek bir çevreye sahip olabilirdim. Ne diyeyim, heyhat umut!
Resim: Ejderha Mızrağı'ndan Sturm Brightblade
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder