Güzeldi yav vallahi düşünüyorum da şimdi.. (Çünkü ben bazen düşünürüm!) Babamın bekarlığından kalma plakçaları vardı. Evde Barış Manço, Cem Karaca, Michael Jackson gibilerinin plaklarını dinlerdim. Plak dinleyerek büyüdüm lan ben! Kartal model arabamız vardı, ilk alındığı günü hiç unutmam. Pencereden aşağıya bakıp bu bizim arabamız demek herkese nasip olmuyordu o zamanlar. Öne ebeveynler, bagaj kısmı olan büyük yere biz çocuklar dizilir köye giderdik. Yolda kağıt falan oynardık o bagajda bizim için mükemmel bir arabaydı yani.
Pazar alanımız vardı bir tane, isteyebileceğimden kat be kat daha büyük. Yanlışım olmasın her Perşembe mi Pazartesi mi ne pazar kurulurdu oraya. Ondan arta kalan 6 gün boyunca orası bizim mabedimizdi işte. Deliler gibi top peşinde koşturur devre arasında klasik salça ekmek yer, kavga eder, beştaş-bilmem kaç taş falan gibi antika oyunlar oynardık. Kimi zaman 5. kattaki eve çıkmaya üşenir kapıcıya gider makarna yerdim. Ulan her gittiğimde makarna yedim orada resmen ha, hehe! O makarnayı yedikten sonra kapıcının oğluyla kapıdan değil de camdan dışarı çıkma olayı ilk kimin aklından çıktı onu bilemiyorum şu an!
İlk BMX bisikletimin alınması ve onla yan apartmanın açık otoparkına hızla girip park halindeki bir arabanın aynasını kırmam akabinde beklemeden kaçmam! Ulan hayır anlamadığım nereden anladın şerefsiz benim kırdığımı! Adam ertesi gün eve gelip ayna parası istedi ya hu! Neyse ki çocukluğuma verildi de dayağı yemeden sıyırdık durumdan. Bak şimdi sinirlendim, şerefsiz herif!! Nereden buldun lan! Ne dedikoducu mahalleymiş!
Komşumuz vardı bir tane düzenli ziyaret ettiğimiz annemle. Kızları vardı suratı falan gözüme gelmiyor ama adını hala unutmamışım; Gözde diye. Erkek gibi hatundu tee o yaşta. Babası alkolikti ayrı yaşardı bunlardan, ondandır belki de. Hani çok iyiydi, çok da nazik kızdı ama ben o kızla bir olup cins bir çocuğu dövdüm mesela öyle bir tip. Onunla beraber sürseydi hayatım şimdi holding sahibi falan olurduk herhalde! İnşaattan kireç toplar onu tebeşir bakın bunlar diye daha küçük çocuklara satardık sonra gider cips alırdık onunla. Lan vallahi güzelmiş benim çocukluğum ya. Şimdiki kolonyalı mendil paketleri gibi paketlerde bir oyuncak satılırdı oyuncakçılarda o zaman (yerel küçük esnaf oyuncakçılar vardı çünkü o zamanlar). Tam nasıl bir şey olduğunu hatırlayamıyorum ama bebek gibi bir şey böyle sürpriz yumurtalardan çıkan şeyler kadar büyüklüğü. Öyle bir manyaklık vardı bir dönem mahallede, onlardan biriktirirdik. Hayır ne olduğunu dahi hatırlamıyorum o kadar da sikimsonik bir şeymiş. Ortaokul zamanımdaki Pokemon oyuncakları falan öyle değildi mesela , çünkü Pokemon süpersonik bir şeydir biliyorsunuz! Şimdi düşündüm de (bazen düşündüğümü söylemiş miydim?) Pokemon için ayrı bir yazı yazayım bir ara. O kadar derinden etkiledi benim gelişimimi çünkü bu hıyar ağası. Tsubasa vardı mesela benim karakterime direkt etki eden. Konunun anasını ağlattık yine iyi mi? Olsun, bu sefer karamsar bir yazı olmadı en azından.
Şimdi bunları okuyunca saçmaladığımı sanmayın. Ya da sanın bana neyse. Benim yüreğimde Pokemon, Tsubasa - Misaki falan yatıyor harbiden. Şaka falan yapmıyorum. Ben dostluğu bunlardan öğrendim hep. Bu yüzden bu kadar değer veriyorum bu kavrama.
Ulan ben iyi insanım vallahi lan. Değerimi bilin olum benim.
Fotoğrafın sahibi: http://megairagaia.deviantart.com/

