24 Kasım 2011 Perşembe

70'ler kahverengisine bulanmış 80'ler-90'ların melez bebesi


Eski tip kahverengi çerçeveli gözlükler vardır ya hani, işte tam onun renginde günlerdi. Kimi zaman içimizi sıkar hani o rengin yakınında bulunmak. Bazen de tersine o bulanık deryaya kapılıp gitmek isteriz. Bildiğiniz zaman olgusu işte. Hem özlenir hem geçip gittiğine yüzlerce şükran sözleri sarfedilir. Neden böyle iki yönlü? Çünkü efenim, zaman biz neysek odur. Nasıl sevdiğin yönlerin var ise onda da vardır. Nasıl görmezlikten geldiğin pisliklerin varsa onda da vardır. Eh; ben de süpersonik güçleri, acayip acayip farklılıkları olan bir varlık olmadığıma göre (bazen öyle olduğuma inandırsam da kendimi!) benim için de böyle zaman işte. Ama benim onu anma arzum daha ağır basıyor sanırım. Buradan da anlıyoruz ki geçmişteki beni daha çok seviyormuşum, her neyse.. 


Güzeldi yav vallahi düşünüyorum da şimdi.. (Çünkü ben bazen düşünürüm!) Babamın bekarlığından kalma plakçaları vardı. Evde Barış Manço, Cem Karaca, Michael Jackson gibilerinin plaklarını dinlerdim. Plak dinleyerek büyüdüm lan ben! Kartal model arabamız vardı, ilk alındığı günü hiç unutmam. Pencereden aşağıya bakıp bu bizim arabamız demek herkese nasip olmuyordu o zamanlar. Öne ebeveynler, bagaj kısmı olan büyük yere biz çocuklar dizilir köye giderdik. Yolda kağıt falan oynardık o bagajda bizim için mükemmel bir arabaydı yani.  


Pazar alanımız vardı bir tane, isteyebileceğimden kat be kat daha büyük. Yanlışım olmasın her Perşembe mi Pazartesi mi ne pazar kurulurdu oraya. Ondan arta kalan 6 gün boyunca orası bizim mabedimizdi işte. Deliler gibi top peşinde koşturur devre arasında klasik salça ekmek yer, kavga eder, beştaş-bilmem kaç taş falan gibi antika oyunlar oynardık. Kimi zaman 5. kattaki eve çıkmaya üşenir kapıcıya gider makarna yerdim. Ulan her gittiğimde makarna yedim orada resmen ha, hehe! O makarnayı yedikten sonra kapıcının oğluyla kapıdan değil de camdan dışarı çıkma olayı ilk kimin aklından çıktı onu bilemiyorum şu an! 


İlk BMX bisikletimin alınması ve onla yan apartmanın açık otoparkına hızla girip park halindeki bir arabanın aynasını kırmam akabinde beklemeden kaçmam! Ulan hayır anlamadığım nereden anladın şerefsiz benim kırdığımı! Adam ertesi gün eve gelip ayna parası istedi ya hu! Neyse ki çocukluğuma verildi de dayağı yemeden sıyırdık durumdan. Bak şimdi sinirlendim, şerefsiz herif!! Nereden buldun lan! Ne dedikoducu mahalleymiş! 


Komşumuz vardı bir tane düzenli ziyaret ettiğimiz annemle. Kızları vardı suratı falan gözüme gelmiyor ama adını hala unutmamışım; Gözde diye. Erkek gibi hatundu tee o yaşta. Babası alkolikti ayrı yaşardı bunlardan, ondandır belki de. Hani çok iyiydi, çok da nazik kızdı ama ben o kızla bir olup cins bir çocuğu dövdüm mesela öyle bir tip. Onunla beraber sürseydi hayatım şimdi holding sahibi falan olurduk herhalde! İnşaattan kireç toplar onu tebeşir bakın bunlar diye daha küçük çocuklara satardık sonra gider cips alırdık onunla. Lan vallahi güzelmiş benim çocukluğum ya. Şimdiki kolonyalı mendil paketleri gibi paketlerde bir oyuncak satılırdı oyuncakçılarda o zaman (yerel küçük esnaf oyuncakçılar vardı çünkü o zamanlar). Tam nasıl bir şey olduğunu hatırlayamıyorum ama bebek gibi bir şey böyle sürpriz yumurtalardan çıkan şeyler kadar büyüklüğü. Öyle bir manyaklık vardı bir dönem mahallede, onlardan biriktirirdik. Hayır ne olduğunu dahi hatırlamıyorum o kadar da sikimsonik bir şeymiş. Ortaokul zamanımdaki Pokemon oyuncakları falan öyle değildi mesela , çünkü Pokemon süpersonik bir şeydir biliyorsunuz! Şimdi düşündüm de (bazen düşündüğümü söylemiş miydim?) Pokemon için ayrı bir yazı yazayım bir ara. O kadar derinden etkiledi benim gelişimimi çünkü bu hıyar ağası. Tsubasa vardı mesela benim karakterime direkt etki eden. Konunun anasını ağlattık yine iyi mi? Olsun, bu sefer karamsar bir yazı olmadı en azından.   


Şimdi bunları okuyunca saçmaladığımı sanmayın. Ya da sanın bana neyse. Benim yüreğimde Pokemon, Tsubasa - Misaki falan yatıyor harbiden. Şaka falan yapmıyorum. Ben dostluğu bunlardan öğrendim hep. Bu yüzden bu kadar değer veriyorum bu kavrama.


Ulan ben iyi insanım vallahi lan. Değerimi bilin olum benim.


Fotoğrafın sahibi: http://megairagaia.deviantart.com/

10 Kasım 2011 Perşembe

Tencereyi Sıyırırken



Tencere'nin dibini sıyırır mısın dedi annem. Puding yapmıştı ve benden çocukluğumda yapmayı çok sevdiğim bir eylemde bulunmamı istiyordu. Söylerken kaç yıldır bunu yapmadığımın farkında da değildi muhtemelen. Tencerenin dibini zevkle sıyıracağını düşündüğü oğlunun bunu yaparken üzülebileceği olasılığını da hesaba katması  çok saçma olurdu zaten. Ama benim hayatım saçmalıkların birbirine dolandırdığı bir yumak olduğu için ben normal karşılıyorum şu anda. Tencerenin dibini hüzünle sıyıran kaç kişi tanıdınız ki sonuçta.. Olaya tencere dibini sıyırmak  değil de an olarak baksanız siz de benim gibi hüzünle sıyırabilirsiniz efendim. 


Gerçi; belki de bakmamanız daha iyidir. Belki de ben yavaş yavaş deliriyor da olabilirim. İlginç olan ne biliyor musunuz? Deli olup kendi dünyamı doya doya yaşamayı şu hayata tercih ederdim ne yalan söyleyeyim. Her şey benim canlandırdığım şekliyle var olsun orada; iyisiyle kötüsüyle, durgunluğuyla macerasıyla, dostluğuyla düşmanlığıyla falan fistan işte.. Yolculuğum nereye hala bilemiyorum ama pudingi sıyırmayı dünyalara değişmeyen bir velet olduğumu iyi biliyorum efenim. Kendi çocuksu dünyamdan selam olsun, kalın sağlıcakla.




Fotoğrafın Sahibi:http://rache-engel.deviantart.com/

4 Kasım 2011 Cuma

Don't think i'm all in this world, don't think i'll be here too long..

Oğlum ne acayip ne saçma sapan bir şey bu yaşamak yav. N'apıyoruz biz anasını satayım? Neyse, rahatlamak için bütün gecemi playlistimde şu anımı en iyi anlatacak parçayı arayarak geçirdim. 2 saat kadar oluyor herhalde parça değiştirip duruyorum. Sonuç olarak; işte beklenen parça! Başlıktaki kısmını da yazdıracağım bir tarafıma para olunca da şu an para olmadığı için pek düşünmedim. Okuyan olursa bir fikir beyan etsin lan. Haydi ben sizi (kendimi) parçayla başbaşa bırakayım, bir ara yine uğrayıp aynı konulardan bahsederim nasılsa!


Not: Buradaki playlistimde varmış ya anasını satayım! Mal mal zaman öldürdük yine iyi mi!